BİYOGRAFİ ŞARKI SÖZLERİ BİTKİLER SORULARLA İSLAMİYET RÜYA TABİRLERİ HASTALIKLAR REHBERLİK
ÜYE GİRİŞİ
E-mail :
Şifre :

Üye Olmak İstiyorum
Şifremi Unuttum
Sitemizdeki soru ve cevaplar, sorularlaislamiyet.com sitesinden alınmıştır.
SON EKLENENLER

Selam vermek diğer dinlerde de var mıydı? Bu ümmete verilen üç şeyden birinin cennetliklerin selamı olduğu doğru mudur?
Hz. Ömer (ra) kimlerle evlenmişti, onun kaç çocuğu vardı ve bunların anneleri kimlerdi?
Nisa suresi 64. ayete göre, Efendimiz (asv)'den dua istemek onun vefatından sonra da geçerli midir? Konuyla ilgili anlatılan arabî kıssası doğru mudur?
Soy kavramını nasıl anlamalıyız? İslamiyet soy kavramıyla neyi anlatır?
Yüzü siyah olduğu için, babası kızını vermek istemediği sahabi kimdir?
Ehl-i Dünya kimdir / kimlerdir, vasıfları nelerdir? Ehli dünyanın karşısında kimler vardır? Onların özellikleri nelerdir?
Hz. Davud (a.s.)'ın hayatı hakkında bilgi verir misiniz?
Hac ve umrede ihramlıyken varis çorabı giyen bir kimse, varis çorabını çıkarmalı mıdır?
Kur'an-ı Kerim'in Mudari kabilesinin lehçesi fasih olduğu için onların Arapça’sına göre indirildiği doğru mudur?
Saçlarınız da secdeden nasibini alsın, hadisine göre, sarık veya takke takarken saçların önden secdeye değmesi gerekiyor mu?

ÇOK OKUNANLAR

İsra Suresi, 4-7 ayetlerinde, İsrail Oğullarının / Yahudilerin, iki defa kargaşa çıkaracakları ve cezalandırılacakları haber veriliyor. Bu kargaşalar ve cezalar nedir?
Kur'an-ı Kerim'in son inen ayeti hangisidir?
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ Hû, aleyhi tevekkeltu ve Huve rabbül arşıl azîm, ayetini yedi defa okuyanın her istediğini olacağı doğru mudur?
Hz. Lokman kimdir, hayatı hakkında bilgi verir misiniz?
Hz. Ömer (ra) kimlerle evlenmişti, onun kaç çocuğu vardı ve bunların anneleri kimlerdi?
Birr (örnek /erdemli) davranışlar nelerdir?
Şafi mezhebine göre teravih namazı ile ilgili hükümler nelerdir?
Selam vermek diğer dinlerde de var mıydı? Bu ümmete verilen üç şeyden birinin cennetliklerin selamı olduğu doğru mudur?
Nisa suresi 64. ayete göre, Efendimiz (asv)'den dua istemek onun vefatından sonra da geçerli midir? Konuyla ilgili anlatılan arabî kıssası doğru mudur?
Ehl-i Dünya kimdir / kimlerdir, vasıfları nelerdir? Ehli dünyanın karşısında kimler vardır? Onların özellikleri nelerdir?

   
Soru Başlığı 0-9 A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z
SORULARLA İSLAMİYET

<< önceki sayfa

Hz. Ömer (ra)'in içtihadı doğrultusunda gelen vahiyler, ayetler hakkında bilgi verir misiniz?


Hak ile bâtılı ayırt eden mânâsına "Faruk" unvanının sahibi Hz. Ömer (ra), peygamberâne kabiliyetlerle donatılmış lisanına hakkın konulduğu mülhemun'dan bir zat idi. Elbette bu mantık, bu basiret ve bu firasete sahip insanın hayatı da biteviye bir hayat yaşayan düz insanların idrak sınırlarını aşacak olağanüstülüklerle doluydu. Bu hakikate işaretle Abdullah b. Mes'ud diyor ki: "Şüphesiz Ömer hepimizden daha çok Allah'ı tanıyan, hepimizden daha çok Allah'ın kitabını okuyan ve bilen kimse idi." Hz. Huzeyfe ise, "Bize öyle geliyor ki, bütün insanların bilgisi sanki Ömer'in kafasında saklıdır." der. Evet, cevher kadrini bilen cevherfürûşânların değerlendirmeleri bunlar. Bu kervana Hz. Ali (ra) de bir dua ile katılır. Ramazan'da mescidin kandillerle parıl parıl parıldadığını ve halkın Kur'ân okuduğunu gören Hz. Ali (ra) "Ey Hattaboğlu sen Allah'ın evlerini nasıl ışıklandırdınsa, Allah da senin kabrini ışıklandırsın." der. 

Hz. Ebu Bekr ve Hz. Ömer hakkında İbnu Abbas: Hz. Peygamber (aleyissalâtu vesselâm)'in "iki havarisi ve iki veziri" olarak tavsif eder (İbnu Kesir, Tefsir, 3, 143). ifadesini kullanır. 

Resulullah (aleyissalâtu vesselâm)'ın devlet işlerinin yürütülmesinde bu iki zata ne kadar ehemmiyet verdiğini: "Ebu Bekr ve Ömer benim nazarımda, bir baş için göz ve kulak mesabesindedir." hadisinden anlayabiliriz.( Münavi, Feyzu'l-Kadir 1, 189) Hz. Peygamber (asv) bu kulak ve göz gibi kıymetli tuttuğu müşavirlerin görüşlerini ne kadar üstün tuttuğunu, "Ebu Bekr ve Ömer istişare sırasında bir meselede ittifak edip birleştiler mi asla itiraz etmem" sözüyle ifade eder (Heysemi, Mecmeu’z-Zevaid, 9, 53) Hz. Peygamber (asv)'in "İkinizle beni takviye eden Allah'a hamd olsun." dediği de rivayetler arasında gelmiştir. (Usdü'l-Gabe, 6, 10.) 

Hz. Ömer (ra) için oğlu Abdullah: "Ömer'in birşey için: "Zannederim bu şöyle olmalıdır" deyip de onun zannettiği şekilde hasıl olmadığı vaki değildir." der.( Buhari, Menakıb 35) Yine Abdullah İbnu Ömer'in ifadesiyle ortaya çıkan bir meselede herkes bir görüş beyan ederken Hz. Ömer bir başka görüş beyan edecek olsa meseleyle alâkalı olarak gelen ayet her seferinde Hz. Ömer'i te'yid etmiştir(İbnu Hacer, Fethu'l-Bari, Kahire, 1959, 2, 51). 

İşte yapageldiği uygulamalarla on dört asırdır tüm inananları adeta teshir eden Hz. Ömer'in bir başka özelliği ise tevafukâtıdır. Bu, kendi beyanına göre üç, İbn­i Hacer'e göre on beş, İmam­ı Suyutî'nin tahkikine göre ise yirmi bir defa Hz. Ömer'in düşüncesi istikametinde ayet­i kerimelerin nüzul etmesi demektir. Rabbani hükme muvafık düşen Hz. Ömer'in görüşlerinden bazıları şunlardır:  

1) Makam­ı İbrahim'in namazgah edinilmesi. 

2) Ezvâc­ı tâhirâtın tesettüre bürünmesi 

3) Ezvâc­ı tâhirâtın kıskançlık adına birleşmeleri üzere "O'nun Rabbi sizleri boşar ve sizden daha hayırlı zevcelerle değiştirir." demesi ve aynı çizgide ayetin gelmesi. (Buharî, Salât, 32; Müslim, Fedâilü's­Sahabe, 24) 

4) Bedir esirlerine ne yapılacağı hakkında, istişare esnasında arz ettiği görüşü. (Enfal, 8/67) 

5) Meşhur münafık Abdullah b. Übeyy b. Selul üzerine, Hz. Peygamber'in cenaze namazı kılmamasını istemesi. (Tevbe, 9/84) 

6) İçki hakkında kesin ve net bir hükmün gelmesini istemesi. (Mâide, 5/90) 

7) İnsanın yaratılışını anlatan ayeti ilk defa dinlerken Allah'ın kudretine hayranlığın ifadesi olarak kendinden geçip, ayetin fezlekesini aynen söylemesi. (Mü'minun, 23/14) 

8) İfk hadisesinde kendisi ile istişare eden Hz. Peygamber (asv)'e bunun bir iftira olduğunu söylemesi ve aynı ifadelerle ayetin nüzulü. (Nur, 24/16) 

9) Hz. Peygamber (asv)'in hükmüne razı olmayan kişiyi öldürmesi, bunun üzerine Hz. Ömer'in haklılığına delâlet eden ayetin inmesi. (Nisa, 4/65) 

10) Cibril'e "Bizim düşmanımızdır." diyen Yahudilere karşı Hz. Ömer'in söylediği aynı sözlerle ayetin nazil oluşu. (Bakara, 2/98) 

Burada bu tevâfukâtların hepsini uzun uzadıya anlatmamıza imkân yok. Onun için bir fikir vermesi açısından sadece Bedir esirleri ile ilgili ayeti, nüzul sebebi ile beraber kısaca arz etmeye çalışalım:

Bedir Savaşı sonrası Allah Rasûlü (sas) elde edilen esirlere ne yapılması gerektiği hakkında ashabıyla istişare etti. Esir meselesi o güne kadar Müslümanların ilk defa karşılaştıkları bir durumdu. Bu konuda Allah'tan gelen bir beyan da yoktu. Hz. Ebu Bekir esirlerin fidye karşılığı salıverilmesi görüşünde olduğunu söyledi. Hz. Ömer ise "Ben Ebu Bekir'in görüşünde değilim. Bunlar Kureyş'in liderleri, imamları, komutanları. Onun için bana, Ali'ye, Hamza'ya en yakınlarımızı ver, onları öldürelim. Ta ki Allah, akrabamız bile olsa müşriklere karşı kalplerimizde bir sevgi taşımadığımızı bilsin." dedi. Allah Rasûlü, Hz. Ebu Bekir'in görüşüne göre hareket etti. Ve devamını Hz. Ömer anlatıyor. "Ertesi gün Allah Rasûlü'nün yanına gittim. Yanında Ebu Bekir vardı ve beraber ağlıyorlardı. Israrla niye ağladıklarını sordum. Allah Rasûlü nihayet alınan fidyeler karşılığında şu ayetin indiğini söyledi: "Yeryüzünde ağır basıp (küfrün belini kırıncaya) kadar, hiçbir peygambere esir bulundurması yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için ebedî olan) ahireti istiyor. Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir." (Enfal, 8/67)

Aslında küfrün beli kırılıp, hak düşüncesi hakim olduktan sonra esirler o günkü şartlara göre tutulur, salıverilir veya fidye karşılığı serbest bırakılabilir. Muhammed suresinin dördüncü ayeti bunu âmirdir. Ama bu, düşman kuvvetlerinin kımıldayamaz hale getirilmelerinden sonradır. "Halbuki Bedir'de düşman ordusu üzerinde tam bir hakimiyet, gerçek anlamda bir ihsan hasıl olmuş değildi, henüz İslâm'ın gücü bütün katılığıyla ağır basmış değildi. O sırada düşmanın biraz uyanık davranması büyük bir felâket getirebilirdi." İşte o engin dehasıyla, firasetiyle, basiretiyle bunu sezen Hz. Ömer, fıtratındaki celadetin de tesiriyle esirlerin öldürülmesi görüşünde olduğunu söylemişti. Aslında Allah Rasûlü de belki aynı düşüncedeydi. Ama af ve müsamaha ikliminin yegâne temsilcisi, Kehf Sûresi 6. ayetinde bildirilen şekliyle başkalarının iman etmemesi karşısında neredeyse kendini helak edecek derecede üzülen Nebiler Serveri (asv), bi'setten bu yana Müslümanlara kan kusturan bu azılı müşriklerin kalplerine girme, onları ebedî azaptan kurtarma adına bir yol olabilir düşüncesi ile Hz. Ebu Bekir'in görüşüne meyletmişti. Fakat İlahî irade, Hz. Ömer'e muvafakat etti.  

Sair tevafukât için, daha teferruatlı bilgi edinmek isteyenleri ilgili kitaplara havale edip, bu faslı Abdullah b. Ömer'in sözleriyle kapatalım: "Hiçbir mesele meydana gelmemiştir ki, insanlar bir türlü, Ömer de bir türlü görüşte bulunmuş olsunlar da Kur'ân, Ömer'in dediğine uygun nazil olmuş olmasın." 

(Cennetle Müjdelenen Sahabeler, Ahmet Kurucan)



Facebook Digg Del.icio.us reddit Mixx StumbleUpon Google Yahoo

  
AŞAĞIDAKİ FORMDAN SEN DE SORU VE CEVAP GÖNDER, ÜCRETSİZ YAYINLAYALIM
  Adı Soyadı * E-posta *
  Telefon * *
  Soru *    
  Cevap *
ONAYLANMASI İÇİN FORMU EKSİKSİZ VE DOĞRU DOLDURDUĞUNA EMİN MİSİN?

BİYOGRAFİ ŞARKI SÖZLERİ PİYASALAR VİDEO KUR'AN-I KERİM RÜYA TABİRLERİ HASTALIKLAR HAVA DURUMU SORULARLA İSLAMİYET BİTKİLER ŞİİR ve EDEBİYAT REHBERLİK


Künye Bize Ulaşın RSS
Copyright © 2005-2009 HABER AKTÜEL Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.
Görsel Tasarım : Manta - Yazılım : Erhan Evren